Recent Articles

14 Şubat 2012

Muskoril

Keman yayı gibi gergindi boynun.
Omuzların. Sırtın. Sabah hap, gece krem.
Geçmiyor, geçmiyordu.
Anlatsan da olmuyordu.

Yeni odalar bakıyordun kendine.
Hesaplar yapıyordun.
Yer lambaları, tavan lambaları, tavanlar hatta, ta kendileri.
Camdan bakınca sokağa, başka duvarlar görmek istemiyordun.
Bunun için milyarlar verenler var, bir kısmını tanıyordun.
Ah! Camlarım hep başka duvarlara bakıyor!
Yağmur mu yağmış, kar mı? Ne bok varsa dışarda hiçbirinden haberim yok!

Daha Batı'ya! diye seslenmiştin kendine.
Daha Batı'ya. Unutmuştun dünyanın yuvarlak olduğunu.
Başlangıç noktasına dönmeden hatırlarsın umarım.
Durursun bi yerde umarım.
Ve atarsın bavullarını çöpe.
Kıyafet bırakacak mısın burda diye soruyor sana.
Neden? diyorsun. Bir sonraki sefer daha az taşı diye.

Bırakacaksın evet. Çöpe atacaksın bavulu.
Bel çantasından bozma bi poşete diş fırçanı koyup,
Bayramdan bayrama, o da bu şehre bile değil,
Arada bir geleceksin.

Yay gibi gergindi boynun.
Acıdan, sıvaları dökülmüş tuvaletine gidip şehrin en boktan binasının,
Neredeyse ağlıyordun.
Desem kim inanacak?!
Elinde telefon, aynadan fotoğraf çekip, sevgiline atıyordun.
Ve tadını çıkar acının diyordu sana:

Oradaki hikaye,

Yakında bitecek çünkü.

11 Ocak 2012

Aniden kopmuştu kıyameti, yılın son günüydü

Bazen o kadar iyi hissedersiniz ki; yazacak, düşünecek, ahkam kesecek hiçbir şey olmaz aklınızda. En öğrenci gözlerinizle baksanız bile,tabula rasa'nızda geçmiş yazılara ait tebeşir izi bile bulamazsınız.  İşte bu yağmurlu gün ve bu zorlama şiirsellikte, benim de özel olarak yazacak, düşünecek bir şeyim yok.

Yakında, bir Cumartesi gününü Piano Magic konserinde geçireceğim için ve günleri saydığım için ve günleri sayarken utanmasam hayatın ne kadar güzel olduğundan falan dem vurmaya başlayacağım için, üstelik bunun koca bir yalan olduğunu bilirken yapma potansiyeli taşıdığım için, "kendime not" kıvamında bir PM parçası paylaşıp, aranızdan ayrılıcam. 

13 Aralık 2011

Vaziyetler

Selam gençler,

Walk away dinliyorum Dokken'dan. Son dinlediğimde sene 2009'du. Unutmuyorum çünkü çok güzel bi gündü. Bi sürü o ana kadar bilmediğim parçaya karşılık olarak ben de bunu ve 1-2 Sisters Of Mercy parçası çalmıştım. Sonra da Gremlinleri izlemiştik, hem de ulusal kanallardan birinde! Şimdi günün bu saatinde aklıma gelince yine dinledim ve koku hafızasından bile beter olan müzik hafızasına bıraktım kendimi. Bi kez daha dinlesem, o gün üstümde ne vardı onu bile hatırlıycam :)

Bunu  da şimdi buldum youtube önerilerinden. Fena diilmiş. Yok yok baya iiymiş. "The last time" o'ydu işte. Etrafımdaki çoluk çocuğun, ne istediğini bilmeyen nazlı kuzuların esamesi okunmazdı o sekansta. Konuşulmazdı bile neler olduğu, kimsenin ruhu abazan diildi, her şey o kadar açık, net ve sonuçsuzdu. Zaten olmayanların önemi de yoktu. Bugün durduğum yerden bakınca tek bildiğim, bi yerde kalp ağrısı varsa orda samimi bir şey olduğu. Ve bugün etrafımda gördüğüm katı olan her şeyin buhar olduğu. Ayak uydurmaktansa 2009'da yaşamayı yeğlicem. Illuminati bebek mamalarına ne zamandır  kimyasal dayıyo bilemiyorum ama benim neslim de etkilenmiş baya, görüyorum.

Bu arada tabi, geri sayıma devam. Yıllar sonra kendi adıma yaptığım en iyi şey olacak. Bu blogda da sıkıldıkça Londra'ya gitmekten bahsedip, uçak fotoları, efendime söyliim Lloyd's resimleri falan paylaşıodum. Yaptık bi manyaklık, hava alıp gelicem :)


10 Aralık 2011

Vodvil

Bu bir kara delik. İçine ne atarsan at kayboluyor. Ve sen bunu bilerek, her seferinde BRAND NEW'muş gibi her şey, doldurmaya çabalamaya devam ediyorsun. Dolmuyor. Tonlarcasını at içeri, dolmayacak. Bir şekilde çimentolamak lazım üstünü. Yolu bilmiyorsun. Gösterebilecek yetkinlikte kimse yok. Biliyorsun, bilmiyor gibi yapıyorsun ve herkes yalanını yiyor. Sonra aynaya bakıyorsun. "FARKINDA" bir çift göz bakıyor. Sinsice gülüyor, üzülerek bakıyor, çapkın bakıyor, umursamaz bakıyor ama günün sonunda biliyorsun, yalanını yalnızca o iki küçük göz yemiyor. Tutuyorsun, eline yapışıyor, oyun isteyen bir köpeğe top atar gibi neyse tuttuğun savuruyorsun deliğe, delik maddeyi yutuyor. Elinde bir şey kalmıyor, boşluk dolmuyor, zeka özrün mü var da oturup İtalyan ligi izliyorsun? Fikstür ezberlemek isteyen gider Fotomaç alır, oysa sen artık basılı yayınlara para vermiyorsun. 
Toplumumuzun en önemli sorunu buydu işte. Senelerce çikita muzu bi bok sanıp anamur muzuna burun kıvırarak büyüyen bir nesil, serbest piyasa ekonomisinin de bokunu çıkaracaktı. 

6 Aralık 2011

Kaçıncı yol

Hay allah! 2 yol var. Oysa tek yol, tek bi yoldu sorduğu. Hafiften zeka geriliği besleyen bi yüze gizlenmiş adi bi sinsilikti dün "nasıl yani?" dedirten. Hemen şu an dedirten. Oysa ne gerek vardı. 3 günlük dünyada STRAIGHT olun biraz! Straight sadece cinsel bi tercih değil sevgili salaklar, adam olun.

İçses korosundan cımbızla çekiyor benlik:

Mutlu olmak istiyorsan şu 3 günlük dünyada,

UYU.